Halk kültüründeki memoratlar ve dini etkileri

Cumartesi, 29 Mayıs 2010 10:29

Halk kültüründeki memoratlar ve dini etkileri

Memorat efsaneden farklı olarak, bireysel tecrübeye dayalı, korku öğeleri taşıyan kişisel hikayelerdir. Memorat yaşadığını savunan kişiden bizzat anlatılan olay olduğu gibi, ikinci üçüncü şahıslar tarafından da nakledilebilir. Fakat memoratı efsane yada mitolojiyle karıştırmamak gerekir. Memoratlar eğlence ve korkudan doğan adrenalinin verdiği keyfin alınması amacıyla anlatılsa da aslında sosyolojik ve dini mesajlar içerir. Anadoluda sözlü olarak anlatım geleneği içerisinde yer bulmuş birkaç memorat örneği verdikten sonra memorat dinleyicisine vermek istedikleri mesaja geçelim:

Bilinen yaygın bir örnek Al Karısı

Alkarısı, lohusa dönemindeki kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılan yaratıktır.

Devamını oku: Halk kültüründeki memoratlar ve dini etkileri

A lost nation: Samaria

Cumartesi, 22 Mayıs 2010 10:35

A lost nation: Samaria

Israel in the Middle East in ancient times lived a part of the local Palestinian people and Israel is a people emerging from mixed marriages Samaria. Samir Koranic words how much relevance to the topic will not go into. Those interested can read from his book, Nuh Arslantaş’s Samaria. The main thing I’m interested in Samaria to pray, fast, keep, give alms, pilgrimage to go, and to believe in one God. So many things in common with Islam, are thought to bear. Around 700 people in this nation in the world today. (1)

Samaria suffered several massacres throughout history, they participated in the riots as a result of the total population at present is located. Samaria is one of the main reason that those without their own social structures are closed on marriage.

Devamını oku: A lost nation: Samaria

Polifizitçilik ve Hululiyecilik

Çarşamba, 19 Mayıs 2010 07:06

Polifizitçilik ve Hululiyecilik

“Polifizit” çok tabiat demektir. Özelde ise hristiyan dünyasında Hz İsa’nın ilahi ve insani iki tip tabiatı (doğası/yapısı) olduğunu savunan görüştür. Buna göre Hz İsa’nın hem tanrı hem de insan olduğu kabul edilir. Aslında bunları açıklamak oldukça çetrefillidir. Bu yüzden hristiyanların bu konudaki anlayışlarını özet olarak aktarayım. Hristiyanlıkta Hz. İsa Tanrı’nın yeryüzüne bir beden içinde inmiş halidir. Yani Tanrı ona hulül etmiştir. Bu sebeple o ilahtır, ama aynı zamanda insani bir yön de taşır. Bu cihetten de insandır. Hz. İsa hristiyanlara göre Tanrı’ya yaklaşabilmek için tek “aracı”, kendisine kulluk edilmesi ve tapınılması gereken insan üstü şahsiyettir.

Bu Hulül (Yaratıcının bir bedene girmesi fikri) İslam dünyasında da bazı ekoller tarafından benimsenmiştir. Şu anda bazı ekollerde bu inanışın izleri görülmektedir.

Devamını oku: Polifizitçilik ve Hululiyecilik

Bir kayıp millet: Samiriler

Pazartesi, 10 Mayıs 2010 10:48

Bir kayıp millet: Samiriler

İsrailoğullarının ortadoğuda yaşadığı eski çağlarda yerel Filistin halkları ve bir kısım israiloğullarının karışık evliliklerinden ortaya çıkan bir halktır Samiriler. Kuran’da geçen Samiri kelimesiyle alakalarının ne kadar olduğu konusuna girmeyeceğim. İlgilenenler Nuh Arslantaş’ın Samiriler isimli kitabından okuyabilir. Samirilerde asıl ilgimi çeken şey namaz kılmaları, oruç tutmaları, zekat vermeleri, hacca gitmeleri ve Allah’ın birliğine inanmalarıdır. Yani İslamla birçok ortak noktalar taşımaktadırlar. Bu millet bugün dünyada 700 kişi civarındadır. (1)

Samiriler tarih boyunca uğradıkları çeşitli katliamlar, iştirak ettikleri ayaklanmalar sonucu bugün nufüs olarak az konumdadır. Bunun önemli nedenlerinden biri de Samirilerin kendilerinden olmayanlarla evlenme konusundaki kapalı sosyal yapılarıdır.

Devamını oku: Bir kayıp millet: Samiriler

Taklitçilik…

Perşembe, 6 Mayıs 2010 08:30

Taklitçilik…

Başlığı ilk gördüğümüzde aklımıza belki bir çok şey gelebilir. Dikkat çekmek istediğim nokta insanların takip ettikleri yolu neden sonuç ilişkisi görmeden,sorgusuz takibidir ve bu takipte ısrarıdır.

Takdir edilecektir ki bir kişiyi taklit etmek onun gibi yaşamak anlamı taşımaz. Taklit etmek ile Örnek almak birbirine karışmış iki kavram olduğundan yada insanlar bunu ayırt etmek istemediğinden olsa gerek, taklitçiler takip ettiklerini zamana,mekana ve coğrafyaya uygunluğunu göz ardı edegelmiştir.

Peygamberimiz(s.a.v.) ve bir topluluk namaz kılmak için toplanmışlar

Peygamberimiz namaza durduğunda bir an terliğinde ki pisliği farketmiş ve

Devamını oku: Taklitçilik…

Adaletin Kılıcı Çölde Yalnız Ebu Zerr…

Cumartesi, 1 Mayıs 2010 09:04

Adaletin Kılıcı Çölde Yalnız Ebu Zerr…

Adı Ebu Zerr.. Gıfari kabilesinden ve Ümmü Cündüb’ün oğlu. Kassas’ın deyimiyle, kabilesindeki cengaverler gibi şehirler arasında eşkiyalık yapıyordu. Onun adını duyan tir tir titriyordu.

Gıfar kabilesi çapulculukla ünlüydü. Eşkiya idiler. Sert ve savaşcı mizaçlarını böyle kullanıyorlardı. Ebu Zerr, kabına sığmayan biriydi. Adalet onu kuşatmamış iken, o nefsi doğrultusunda bir cani idi belkide. Ama  onu ne  geçici dünya zevkleri, ne de mal mülk teselli edebiliyordu. Hiç birine değer veremiyordu. Dünya saadeti onu teskin edemiyordu.

Birgün bir kervana saldırdıklarında, çocuk ve kadınların feryatları Ebu Zerr’in gönlünde inliyordu. Merhamet onu kuşatmıştı artık. Çölün hür insanı, attığı adımı pahalı bulan insan: Ebu Zerr…

Devamını oku: Adaletin Kılıcı Çölde Yalnız Ebu Zerr…

Muhkem, Müteşabih Ayetler ve Kur’an Tevili.

Salı, 27 Nisan 2010 05:49

Muhkem, Müteşabih Ayetler ve Kur’an Tevili.

İslam dini bir çok toplum üzerinde yayılmaya başladıktan sonra ve ilerleyen çağlarda Kur’an ı açıklama üzerine  usuller geliştirmiş ve ihtilafa düştükleri olmuştur. Kur’an ın anlaşılamayacak ayetlerinin varlığı ve bunun yanında Kur’anın herkes tarafından anlaşılamayacağı düşüncesi ağır basmıştır.

Bir çok Sûre de görüleceği gibi, Kur’an kendini açık ve anlaşılır bir kitap olarak niteler. Bu ayetler Yusuf 12/1; Hicr 15/1, Şuarâ 26/2; Kasas 28/2; Duhân 44/2 ‘de yer almaktadır.

‘ Elif-Lâm-Râ! BUNLAR, hakikati beyan eden kitabın(olan-biteni) açıklayan ayetleridir.’(Yusuf 12/1)

‘BUNLAR kitabın açık ve açıklayıcı olan ayetleridir.’ (Kasas 28/2)

Devamını oku: Muhkem, Müteşabih Ayetler ve Kur’an Tevili.

İslam Kaynaklarına Batıni Bakış

Pazar, 25 Nisan 2010 10:58

İslam Kaynaklarına Batıni Bakış

Batıni hareketler yaklaşık bin yıldır İslam dünyasının inanç değerlerini alt üst ediyor. Batınilik kelime anlamıyla gizlicik/gizemciklik diye çevrilebilir. Kuran ve sünnette yer alan öğelerin görünen yüzünden başka gizli bir yüzünün/sırrının olduğunu iddia eden akımlar genel olarak batıni diye nitelendirilir. Farkında olunmasa da hem sünni hem de şii dünyası batınilikten epey etkilenmiştir. Tasavvuf akımlarının etkisiyle özellikle Anadolu coğrafyasında sünnilik ve şiilik değişime uğramış, nassların görünen anlamlarının dışında gizli anlamlarının da olduğu fikri yayılmıştır. Örneğin son dönem tvlerde sık sık gördüğünüz “Kuran’ın şifresi”“Kıyamet ne zaman” gibi meseleler ve canhıraş hiçbir delile dayanmaksızın bazı teorileri savunan tipler bu coğrafyada yeni değildir. İbni Arabi’den Celaleddin Rumi’ye,

Devamını oku: İslam Kaynaklarına Batıni Bakış

Vahye Îman

Cumartesi, 24 Nisan 2010 04:49

Vahye Îman

Zaman, Allah ”ol” deyince başladı. Vahyin başlangıcı aynı zamanda zamanın da başlangıcıdır.Vahiy, Allah’ın insanla konuşmasıdır. Allah’ın insanla konuşması, O sonsuz ve mutlak varlığın sonsuz rahmeti ve şefkatiyle insana tenezzül buyurmasıdır. Bu yüzden vahiy insanın yüreğine nazil olmuş bir gök sofrasıdır.Vahiy ilahi bir inşa projesidir. Önce yeryüzüne insan nazil olmuş, nazil olan insana yol göstermek için vahiy nazil olmuştur. İlk vahiyden son vahye kadar tüm vahiyler aynı kaynaktan neş’et ettiler. Bütün vahiylerin kaynağı bir olduğu gibi hedefi de birdi. Bu hedef insanlığın ebedi saadeti idi. Bu saadetin etrafında döndüğü üç eksen vardı: Tevhid, adalet ve özgürlük.

Devamını oku: Vahye Îman

Allah’ın Tarif Ettiği îman

Cuma, 23 Nisan 2010 12:59

Allah’ın Tarif Ettiği îman

Bir îmanın sahih ve makbul bir îman olabilmesi için merkezinde Allah olması şarttır. Asla ” insan inansın da neye inanırsa inansın” denilemez. Eğer öyle olsaydı, bu şekilde tezahür eden birçok inanç türünü Kur’an vahyi küfür, şirk, nifak, fısk ve fücur gibi adlarla reddetmezdi. Îman bu anlamda ikiye ayrılır:

1.Sahih îman: Sahih îmanın merkezinde Allah vardır. Böyle bir îmanın tarifini Allah yapar. İnsana düşen o tarife göre inanmaktır. Esas olan kişinin kendi îmanı hakkında ne dediği değil, Allah’ın o kişinin îmanı hakkında ne değildir.Sadece inanmak yetmez.

Devamını oku: Allah’ın Tarif Ettiği îman